Adnan Oktarın Kızları

2013-02-26 12:00:00
Adnan Oktarın Kızları |  görsel 1

Adnan Oktar'ın Kızları Twitter'ı Karıştırdı     12»345678910   Adnan Oktar'ın Kızları Twitter'ı Karıştırdı.  Adnan Oktar'ın Güzelleri:  Damla pamir,  Ebru Altan,  Gülşah Güçyetmez,  Ceylan Özbudak,  Didem Rahvancı,  Aylin Kocaman,  Didem Ürer ... Devamı

FÂHİŞE VE FAHİŞELİK

2012-07-18 09:07:00

FÂHİŞE VE FAHİŞELİK Islâm şerîatının yasakladığı çirkin iş, yüz kızartıcı söz veya davranış. Fahşâ; “Dünyada had cezasını, ahirette ise azâbı gerektiren şeydir”(Cürcânı, et-Ta’rifât). “Kötü ahlâklı; gerçekten cimri; sınırı aşan her şey; söz ve cevapta taşkınlık etme; çok çirkin olan zina olayı. Allah’ın yasakladığı her şey, konusurken ve cevap verirken haddi aşan erkek ve kadın ve alışılagelen ölçüyü aşan şey” (Şartûnî, Akrabu’l-Mevârid). Fahşâ, genellikle ‚zina’ anlamına gelmektedir. Buna göre zinaya ve zina eden kadına fâhişe adı verilmektedir (Ibnü’l-Esir, en-Nihâye, 111/415). “Hakîkate ve normal ölçülere uymayan her işe fâhişe denilir. Ibnu’l Cinni’ye göre bu kelime, cehâletin bir çesidi olup, hilmin karşıtıdır” (Ibn Manzur, Lisânu’l-Arab). Râgıb el-Isfahânî’ye göre, fuhş, fahşâ ve fâhişe kelimeleri son derece çirkin söz ve fiiller olarak tanımlanmıştır(el-Müfredât, Fahşa mad.). Fâhişe kelimesi, Kur’an-ı Kerîm’de onüç yerde geçmektedir. Ayrıca dört yerde de çoğulu olan “fevâhiş” zikredilmektedir. Âl-i Imrân suresi 135.ayette fena bir iş olarak nitelenmiştir. ibn Abbâs’tan gelen bilgiye göre, hurma satan birine güzel bir kadın geldi. Kadın, alışverişini yaptıktan sonra, adam onu kucaklayarak öptü. Ancak hemen bu davranışına pişman oldu ve Hz. Peygamber’e gelip durumu anlattı. Bu olay üzerine sözkonusu ayet indi (Vahidi, Esbâbu’n-Nüzül, 105). Fahşâ ve fâhişe kelimesi, zinadan kinaye o... Devamı

Yanlış Yönetiliyoruz

2012-03-26 10:18:00
Yanlış Yönetiliyoruz |  görsel 1

Kaynak : msp11955.blogcu.com Devamı

TBMM ve Darun Nedve

2011-01-23 10:40:00

  Başbakan İsmet İnönü kürsüde konuşuyor ve başının üzerinde irice bir hat levhası asılı göze çarpıyor. Levhadaki yazıyı dahi okuyabiliyoruz buradan. Şûra suresinin 38. ayeti yazılıdır fotoğraftaki talik levhada. Bir zamanlar TBMM’nin Kur’an’ın gölgesinde çalıştığını bilmekten yüzü kızarıyor olmalı birilerinin. TBMM'inin Darun-Nedveden Farkı Ne?. Darü'n-Nedve  Kabe'nin tam karşısına gelen yerde parlamento vardı, yani «Darü'n-Nedve». «Makam-ı Hanefi» de burada bulunuyordu. Yani Suudilerden evvelki Osmanlı imparatorluğu döneminde dört mezhep imamının, yani Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli'nin, Kabe'nin dört tarafında makamları vardı. Zamanla hacıların sayısı arttığından, tavafı kolaylaştırmak için, bu makamlar yıktırılmıştır. Tarihçiler Makam-ı Hanefi'nin olduğu yerde, Darü'n-Nedve'nin olduğunu belirtmektedirler.      Darü'n-Nedve, Mekke Şehir Devletinin parlamentosu niteliğinde idi. Mühim meseleler olunca, burada toplanılıyor ve umumi müşavere yapılıyordu. Bu evin daha başka kullanma yönleri de vardı. Dışarıdan, Mekke'ye bir kervan gelecek olursa Darü'n-Nedve'de durur ve Mekkeliler gelip bunlarla konuşur, alışveriş yaparlardı. Geceleri, yabancılar olsun, Mekkeliler olsun, Darü'n-Nedve'de toplanırlar ve bugün kulüplerde yapıldığı gibi, orada konuşurlardı. Hatta «Darü'n-Nedve» aynı zamanda şehrin tiyatrosu niteliğindeydi. Çünkü, tarihçiler burada, bazen birisinin ayağa kalkıp hikayeler anlattığını nakletmektedirler. Bunlar gerçek hikaye olmayıp, masallardı. Kur'an-ı Kerîm de bundan bahsetmektedir.«Geceleyin de (Cemaat halinde ve Beyt'in etrafında) hezeyanlarda bulunuyordunuz» (Şu'... Devamı

Fahişe,Fahişelik Ne Demektir?

2010-12-23 10:16:00

FÂHİŞE VE FAHİŞELİK Islâm şerîatının yasakladığı çirkin iş, yüz kızartıcı söz veya davranış. Fahşâ; “Dünyada had cezasını, ahirette ise azâbı gerektiren şeydir” (Cürcânı, et-Ta’rifât). “Kötü ahlâklı; gerçekten cimri; sınırı aşan her şey; söz ve cevapta taşkınlık etme; çok çirkin olan zina olayı. Allah’ın yasakladığı her şey, konusurken ve cevap verirken haddi aşan erkek ve kadın ve alışılagelen ölçüyü aşan şey” (Şartûnî, Akrabu’l-Mevârid). Fahşâ, genellikle ‚zina’ anlamına gelmektedir. Buna göre zinaya ve zina eden kadına fâhişe adı verilmektedir (Ibnü’l-Esir, en-Nihâye, 111/415). “Hakîkate ve normal ölçülere uymayan her işe fâhişe denilir. Ibnu’l Cinni’ye göre bu kelime, cehâletin bir çesidi olup, hilmin karşıtıdır” (Ibn Manzur, Lisânu’l-Arab). Râgıb el-Isfahânî’ye göre, fuhş, fahşâ ve fâhişe kelimeleri son derece çirkin söz ve fiiller olarak tanımlanmıştır (el-Müfredât, Fahşa mad.). Fâhişe kelimesi, Kur’an-ı Kerîm’de onüç yerde geçmektedir. Ayrıca dört yerde de çoğulu olan “fevâhiş” zikredilmektedir. Âl-i Imrân suresi 135. ayette fena bir iş olarak nitelenmiştir. ibn Abbâs’tan gelen bilgiye göre, hurma satan birine güzel bir kadın geldi. Kadın, alışverişini yaptıktan sonra, adam onu kucaklayarak öptü. Ancak hemen bu davranışına pişman oldu ve Hz. Peygamber’e gelip durumu anlattı. Bu olay üzerine sözkonusu ayet indi (Vahidi, Esbâbu’n-Nüzül, 105). Fahşâ ve fâhişe kelimesi... Devamı

Çağdaş Sapıklar

2010-11-29 20:13:00

Bunlar islamın Düşmanlarıdır.CHP li Nejla arat,Türkan Saylan,Arıtman bunlardan bir kaçı. ---------- Bu da,Canan Arıtman,Bakın Neler söylüyor?. http://www.youtube.com/watch?v=MfZjdyKmwFQ Devamı

ERMENİ MEZALİMİ

2010-10-12 17:50:00

  ERMENİ MESELESİ Genel FOTOĞRAFLAR Adapazarı'nda ele geçirilen Ermeni bomba ve silahlarının bir kısmı Amasya'da Ermenilerden alınan silahlar Armenekan Bu bombalar, patlayıcılar ve yasak silahlar Diyarbakır'da yapılan arama da ele geçirilmiştir Diyarbakır üyelerinden bir grup silah ve bombalarıyla yakalanmışlardı Ermeni anarşistlerin Malatya' da yapılan aramalarda ele geçirilen silahlarının bir kısmı Hınçak Gönüllü çetelerinden biri olan Hamazasp.  Kaynak : Ermeni Ayaklanmaları ve İhtilal Hareketleri Ankara ve Yozgat çevresinde faaliyet gösteren Ermeni çetelerinden bir grup.  Kaynak :Massacre Exerted By The Armenian On The Turks During World War I Pictures Kars' ta katledilen müslümanlardan bir  grup. Cani Ermeniler mümkün olduğunca ağır işkence ile öldürmüşlerdir Bayburt' ta Ermeniler müslümanları diri diri yakmışlardır. Yaralı olarak kurtulabilen soydaşlarımızın bazıları Erzincanlı bu müslümanlar gözleri süngüyle oyularak katledilmişlerdi 1. Dünya Harbi' nde silahlarını teslim ederek köylerine dönen Türk askerleri Ermeni katiller tarafından şehit edilmişlerdi Van isyanında Ermeniler Rus ordusuna kolaylık sağlamak için Türk askerine kurşun sıkmışlardı . 25 Nisan 1918 'de Suabatan Köyün'de çekilen fotoğraflar Ermeni anarşistlerin Ermeniler çocukları işte böyle katlettiler..Erzincanlı şehit çocuklar Kars' ta Ermeniler tarafından birbirlerine bağlandıktan sonra canavarca katledilen müslümanlar Türk devlet adamlarından Cemal Paşa, Ermeniler tarafından öldürülmüştür Erzincan'da Ermenil... Devamı

Osmanlıda RECM Cezası

2010-10-10 09:24:00

  KÖTÜLÜĞÜ ALENİ YAPAN 6753 - İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "(Zina suçu sebebiyle) herhangi birini şahitsiz olarak recmetseydim, falann kadını recmederdim. Çünkü onun konuşmasından, vaziyetinden ve yanına girip çıkanlardan dolayı ciddi bir şüphe hasıl olmuştur." RECM Taşla öldürme, taşa tutma, birine taş atma, sövme, lânet etme, kovma, birinin namusuna iftira etme, kötü zanda bulunma; evli veya dul bulunan erkek veya kadının zina etmesi halinde İslâm mahkemesi kararıyla taşlanarak öldürülmesi anlamında bir fıkıh terimi. R.c.m kökünden mastar, çoğulu "rucüm" dür. Aynı kökten "racîm"; recm olunan, taşlanan, kovulan ve lânetlenen anlamındadır. Kur'an-ı Kerim'de bu anlamda "recm" ifadesi bulunmamaktadır. Bir ayette gaybı taşlamak" (el-Kehf, 18/22), başka bir yerde, "yıldızları Şeytanlar için atış taneleri yaptık" (el-Mülk, 67/5) ayetinde "atış taneleri" anlamında "rucûm" çoğul olarak gelmiştir. Zina edenin taşlanması Sünnet, ve icma delillerine dayanır. Zina bütün semavî dinlerde haram kılınmış ve çok kötü bir fiil olarak kabul edilmiştir. İslâm'da zina büyük günahlardan olup, ırz, namus ve neseplere yönelik olduğu için, cezası da hadlerin en şiddetlisidir. Zinanın cezası, fiili işleyenin evli veya bekâr oluşuna, İslâmî emir ve yasaklarla yükümlü bulunup bulunmamasına göre kısımlara ayrılır. Dayak, taşla öldürme, sürgün ve İslâm devleti'nin koyacağı ta'zir cezası bunlar arasındadır. Yüz Değnek Cezası Bekâ... Devamı

RAFIZÎLER ve KUR'AN

2010-10-03 17:19:00

RAFIZÎLER, TOPYEKÜN KURAN'IN TAHRİF EDİLDİĞİNİ İLERİ SÜRÜYORLAR Şia’nın, Kuran’ın karşıtındaki en büyük cürümü ise pervasız bir şekilde kitabımızın tahrif edildiğini söylemeleridir. Her ne kadar takiyye politikalarıyla kendilerinden olmayanların yanında Kuran’a inandıklarını belirtseler de, en temel kaynakları onları ele verir. Şia hadis kaynakları, Sünni hadis kitaplarından daha baskın bir şekilde Kuran’ın tahrif edildiği iftiralarıyla doludur.  Şia’nın Kuran’ı tahrif etmeye çabalamasının arkasındaki en büyük gaye, imamet doktrinini ispatlama çabasıdır. Şiilere göre imamete inanmak ALLAH’a inanmak gibi dinin en temel mevzusudur. Hatta pek çok Şii grup, velayeti (İmameti) kabul edenlerin üzerinden tüm tekellüflerin kalktığını iddia ederler. İtikatlarının en başta gelen söylemini delillendirmek için ilk iş olarak hadis uydurmaya koyulmuşlardır.[1] [2] Lakin imanın birinci şartına sadece hadislerden burhan getirmenin yetersiz olduğunu görmüş olacaklar ki, bu konuda Kuran’dan da hüccetler getirmeye çabalamışlardır. Böylelikle Kuran’daki pek çok ayeti ilgisiz bir şekilde Ali, Ehlibeyt ve İmametle ilişkilendirip tevil etmişlerdir. Caferiler 135 ayetin bizzat Hz. Ali’den bahsettiğini belirtirler.[3] Hâlbuki Kuran’ın tek bir yerinde bile Ali’nin ismi geçmez. Bu hususta en çok yardımcıları olan husus; elbette ki Bâtıni tefsir kandırmacasıdır.    Fakat Şiilikte fanatikleşmemiş kimsenin kanmayacağı bu tevillerin kimseyi kesmediğini görmüş olacaklar ki, bu sefer de Kuran’da İmamet, Ali ve Ehlibeytle ilgili onlarca ayet ve sure olduğunu, ancak bunları üç Halife ve Emevilerin Kuran’dan çıkardıklarını, bazı ayetlerde ise bu kritik kelimeler... Devamı

Çağdaş Sapıklar

2010-08-06 08:05:00

  TIKLA.. Bunlar Medeni(!),Çağdaş,Sapıklar. "http://www.vidomodo.com/play.video.php?id=393" Bunlar,Öldükleri zaman,Camiye götürüp musalla taşına götürüp,İmamın başına musallatEtmemelidirler. Islık çalarak,El çırparak,çıplak bir şekilde,cahiliye dönemi gibi ibadet etmelidirler... Bunların cenaze namazı kılınmaz,bunlara hayırlı dua edilmez.Bunlara Kur'an okunmaz.Bunlar öldüğü zaman,meyhaneye,kerhaneye,layık oldukları yere götürmeleri gerekir. ... Devamı

Belaya Sabretmek

2010-05-16 13:17:00

ALTINCI MEKTUP  Gayretli kardeşlerim, hamiyetli arkadaşlarım ve dünya denilen diyar-ı gurbette medar-ı tesellilerim,  Madem Cenâb-ı Hak sizleri, fikrime ihsan ettiği mânâlara hissedar etmiştir; elbette hissiyatıma da hissedar olmak hakkınızdır. Sizleri müteessir etmemek için, gurbetimdeki firkatimin ziyade elîm kısmını tayyedip bir kısmını sizlere hikâye edeceğim.  Şöyle ki:  Şu iki üç aydır pek yalnız kaldım. Bazen on beş yirmi günde bir defa misafir yanımda bulunur. Sair vakitlerde yalnızım. Hem yirmi güne yakındır dağcılar yakınımda yok dağıldılar.  İşte gece vakti, şu garibâne dağlarda, sessiz, sadasız, yalnız, ağaçların hazinâne hemhemeleri içinde, kendimi birbiri içinde beş muhtelif renkli gurbetlerde gördüm.  Birincisi: İhtiyarlık sırrıyla, hemen ekseriyet-i mutlaka ile, akran ve ahbabım ve akaribimden yalnız ve garip kaldım.  Onlar beni bırakıp âlem-i berzaha gittiklerinden neş’et eden hazin bir gurbeti hissettim.  İşte, şu gurbet içinde ayrı diğer bir daire-i gurbet açıldı.  O da, geçen bahar gibi alâkadar olduğum ekser mevcudat beni bırakıp gittiklerinden hâsıl olan firkatli bir gurbeti hissettim.  Ve şu gurbet içinde bir daire-i gurbet daha açıldı ki, vatanımdan ve akaribimden ayrı düşüp yalnız kaldığımdan tevellüt eden firkatli bir gurbeti hissettim.  Ve şu gurbet içinde, gecenin ve dağların garibâne vaziyeti bana rikkatli bir gurbeti daha hissettirdi.  Ve şu gurbetten dahi, şu fâni misafirhaneden ebedü’l-âbâd tarafına harekete âmâde olan ruhumu fevkalâde bir gurbette gördüm.  Birden, "Fesübhânallah!" dedim, bu gurbetlere ve karanlıklara nasıl dayanılır ... Devamı

TÜRKİYE’DE LAİKLİK , ATATÜRKÇÜLÜK VE DEMOKRASİ

2010-05-01 13:30:00

TÜRKİYE’DE LAİKLİK , ATATÜRKÇÜLÜK VE DEMOKRASİ TC. Anayasasında T.C. devletinin : Laik; Demokratik, Atatürk milliyetçiliğine bağlı bir devlet olduğu belirtilmiş ve bu maddelerin değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez adeta “put” maddeler olduğu ilan edilmiştir.   İnsan iradesinin ilahlaştırılması ve insanın yaptığı kanunların Allah’ın şeriatinin yerine ikame edilmesi anlamına geldiğine bu ülkede, seksen yıllık pratik uygulamada gerçekleştirdiğine göre , bu devlet İslamı reddeden, islam şeriatını, Allah’ın hükmünü dışlayan gayri islami bir devlettir.   Atatürkçülük de Laikliği ve Türkçülüğü temel ilke olarak benimsemekle zaten İslam’a karşıtlığını ilan etmiş beşeri bir ideolojidir.   Atatürkçülük Allah’ın hükümlerini dışlayarak, İtalyan ceza kanunu, Alman ticaret kanunu, İsviçre medeni kanunu ve ilaveten yerli malı üretim tağuti kanunları esas alarak, Hududullah’ı çiğneyen, Allah’la sınır yarışına kalkışan, kavmiyetçi, tağuti bir ideoloji olarak karşımıza çıkmaktadır . لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ يُوَادُّونَ مَنْ حَادَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُوا آبَاءهُمْ أَوْ أَبْنَاءهُمْ أَوْ إِخْوَانَهُمْ أَوْ عَشِيرَتَهُمْ أُوْلَئِكَ كَتَبَ فِي قُلُوبِهِمُ الْإِيمَانَ وَأَيَّدَهُم بِرُوحٍ مِّنْهُ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ أُوْلَئِكَ حِزْبُ اللَّهِ أَلَا إِنَّ حِزْبَ اللَّهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ    “Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun , Allah ve Rasûlü ile sınır mücadelesi yapanlara , babaları, oğulları , kardeşleri veya soydaşları olsalar bile se... Devamı

Hak Yol islam

2009-12-01 23:07:00

        يَا أَيُّهَا الرَّسُولُ بَلِّغْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ وَإِن لَّمْ تَفْعَلْ فَمَا بَلَّغْتَ رِسَالَتَهُ وَاللّهُ يَعْصِمُكَ مِنَ النَّاسِ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْكَافِرِينَ(MÂİDE suresi 67. ayet)Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez.         خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ(A'RAF suresi 199. ayet)  (Resûlüm!) Sen afyolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.             يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا(AHZÂB suresi 45. ayet)Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit,bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.Yaratıklar için geçerli olan ise şudur:           Dilediğine ihtiyacını aç,esiri olursun.           Dilediğinden müstağni ol,dengi olursun.           Dilediğine iyilik et,efendisi olursun.  İlahi Dinlemek İçin   Tıkla >>Gaflet Uykusu  Tıkla >>Ses Klibi  Tıkla >>AnnemŞeytanın özellikleri,Kimde Var?.<<... Devamı

Dokuzuncu Haçlı Seferi

2009-04-05 08:48:00

Dokuzuncu Haçlı Seferinin HedefiAmerika ve Avrupanın elde etmek için hedeflediği BOP projesi içinde yer alan islam ülkeleri.Bunun adı 9. Haçlı Seferidir.Öncelikle gözlerine kestirdikleri küçük ve karışık,karmaşık hal içinde olan devletleri misyonerlik faaliyetleriyle,fitne ve fesatlık ekipleri kurarak bir birine düşürüp,parçalayıp sonrada işgal ederek halkını katlederek yer altı ve yer üstü zenginliklerini elde ediyorlar.Irak,Filistin,Afganistan,somali,bunlardan bir kaçıdır.Onun içindirki benim en büyük düşmanım Yahudi ve Hıristiyanlardır.Onları dost edinenler,onlardandır.Sevmiyorum.mehmet selim polathttp://sites.google.com/site/hacliseferleri/dokuzuncu-hacli-seferinin-hedefi... Devamı

Şeytanın Özellikleri

2009-03-27 08:48:00

Şeytanın özellikleri   1. Sinsi ve Yalancıdır   2. Azgın ve Kaypaktır   3. Gücü Yalnızca Çağırmaya Yeter   4. İyilikten ve Hayırdan Yana Hiçbir Yönü Yoktur   5. İnsanlar Üzerindeki Etkisi Pisliktir   6. İnsanların Şükretmelerini Engellemek İster   7. İnsanlara Korku Vermeye Çalışır   8. Müminlerin Arasını Bozmaya Çalışır   9. İnsanları, Sözde Onlara İyilik Yaptığına İkna Etmeye Çalışır.10. Allah'ın Adını Kullanarak Saptırmaya Çalışır.11. Mü'minlerin Zamanla Yıpranmalarını İster 12. Yalan Vaadlerde Bulunur.13. Kuruntulara ve Kuşkulara Düşürmeye Çalışır. 14. Sapkın Amelleri Süslü ve Çekici Gösterir. 15. Fakirlik Korkusu Vermeye Çalışır. 16. Kibir Vermeye Çalışır. 17. Gösteriş İçin İbadet Etmeye Teşvik Eder. 18. Ayetlerden Uzaklaştırmaya Çalışır. 19. Unutkanlık ve Dalgınlık verir. 20. Duygusallık Telkini Yapar. 21. Detaylara Daldırır. 22. İsrafa Teşvik Eder. 23. Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır,öyleyse siz de onu düşman edinin.  Kaynak:(İbrahim Suresi, 22) (Hac Suresi, 3) (İbrahim Suresi, 22) (Nisa Suresi, 117) (Enfal Suresi, 11) (Araf Suresi, 17) (Al-i İmran Suresi, 175) (İsra Suresi, 53) (Maide Suresi, 91) (Araf Suresi, 20-21) (Fatır Suresi, 5-6) (Al-i İmran Suresi ,155) (İbrahim Suresi, 22) (Nisa Suresi, 119-120) (Neml Suresi, 24) (Bakara Suresi, 268) (Sad Suresi, 74-75) (Nisa Suresi, 38) (Zuhruf Suresi, 36-37) (Mücadele Suresi, 19) (En'am Suresi, 68) (Kehf Suresi, 63) (İsra Suresi, 64) (Mümtehine Suresi, 1-3) (Bakara Suresi, 67-71) (İsra Suresi, 26-27) (Fatır Suresi, 6)Şeytanlar,Cin ve İnsanlar'dan Yaratılmıştır.Özellikleri Aynıdır.Cinlerden ve İnsanlardan müslüman olanlarda vardır.(Buhari Tecritte)-Peygamberimiz buyuruyorki:Benimde cinim vardı ama ben onu müslüman yaptım.Şeytan Doğru yoldan çıkarmaya Çalışandır.Şeytanın özellikleri   1. Sinsi ve Yalancıdır   2. Azgın ve Kaypaktır   3. Gücü Yalnızca Çağırmaya Yeter   4. ... Devamı

İŞSİZLİĞİN İLACI

2009-03-17 11:05:00

İslamî Ahlak ve Ahlaksızlığın Sebepleri:İşsizlik,Ahlaksızlığı doğurur. Kocası ölen kadına,maaş bağlanmalı. Kadın,Zenginse maaş bağlanmamalı. Boşanmış kadına maaş bağlanmamalı. Çalışan kadınlar işten çıkartılmalıdır. Kadınlar çalışmak zorunda değildir. Kadın ev içinde veya ev dışında çalıştırılamaz. İşden Çıkan kadınların yerine,erkekler işe alınmalıdır. Erkek ev ve nafaka temin etmek zorundadır. Kadın evinin ve Erinin kadını olmalıdır. Kadın bir yere gidecağı zaman,kocasından izin almak mecburiyeti vardır. Kadın,kocasından izin almadıkça,eve kimseyi alamaz. Kadın her hususta kocasına itaat etme mecburiyeti yoktur. Kadının,Yemek yapmak veya ev işinde çalışmak veya ev dışında çalışmak mecburiyeti yoktur. Çalışmak kadının asli görevi değil,fıtri görevidir.Düzeltmeye çalışırsan kırarsın,kendi haline bırakırsan yararlanırsın.Fıtraten evde çalışma görevi vardır. Kadın eve nafaka getirmek zorunda değildir. Erkek kadına minnet ve zulüm yapamaz. Erkek evini korumak ve kollamak mecburiyetindedir. Güzel ahlak yaşanmalıdır. Huzur İslamdadır.NOT:Bu ilaçların yan tesiri yoktur.Herkes kullanabilir.Ancak ek ilaçlar yazılabilir.Fakaat bu ilaçlar eczanelerde bulunmuyor.İthalat ve ihracatı yasaktır.Kullanılamaz.Böylece hastalık yapan mikroplar zemini münasip bulduğundan sıkça üreme yapmaktadırlar.Böylece toplum hastalanmaktadır.Korkarım yakında komaya girer.Ne yazıkki yoğun bakım ünitemiz yoktur.Tedavi görmek için Hastahanelere ihtiyacımız vardır.Hükümet-Millet işbirliği ile hastahaneler yapılmalıdır.Dinsiz milletler,Dinsiz Devletler uzun süre payidar olamazlar.Din,Güzel Ahlak Demektir.Türkiyede,maddi kirizden ziyade,Ahlaksızlık ve işsizlik kırizi vardır. mehmet selim polat - İSLAMDA KADININ DEĞERİ İslâm Dîni, kadına en büyük değeri vermiş ve onun... Devamı

ÜLKEYİ YÖNETENLER

2009-01-16 11:15:00

ÜLKEYİ KİMLER YÖNETİYOR? İslam Ülkelerini Yöneten Zalimler neredesiniz?. Milleti Kandırarak iş başına gelenler,Neredesiniz?. Nerede saklanıyorsunuz?.Hangi sözün arkasına sığınacaksınız?. Haniya Müslümandınız,Hani Kur'an,a inanırdınız?,Hani Müslüman kardeşnizdi? Ölen Şahadet getiriyor,Müslümandır,Öldüren Aziz dostunuz(!).Yahudi ve Hıristiyandır.Madem sizde Yahudileştiniz veya Hıristiyanlaştınız.Müslümanım diye insanları neden Kandırdınız?.Kanınızmı Bozuk?,Soyunuzmu?. Halk asıl,Siz vekilsiniz. Halk iki şey ister. Maddiyat ve Maneviyat. Maddiyat: Halkı Aç,işsiz ve bir ekmeğe muhtaç ettiniz.Paralara ne yaptınız?. Maneviyat: Bu halkın %99'u müslümandı,Ne yaptınız?.La ilaheillallah Diyenleri nereye gönderdiniz?,Buharlaştımı?. Yeter ihanet ettiniz. Alın Laik,Demokratik ve kamalist Dininizi başınıza çalınız. Sizlerin İsrail,Amerika ve Avrupa'dan Farkınız yok. Hiçbir patiye oy vermedim ve Vermiyecağımda.Parlementer,Maziyi mezara gömdüm. Üzerine Lanet okudum. İsrail'i niçin kınıyorsun be ahmak?. Pis arap,gerici yobaz arap diyen sen değilmiydin?. Avrupanın çöplüğünde rakı içen pislik sen değilmisin?.Kimsin sen. Avrupalı,Medeni,Çağdaş olan sen değilmisin?.Nerede ÇYDD,Nerede,Çağdaş Düşünen,Yobazlar?.Nerede bende kemalistim diyen Hainler?.Aslı ingiliz,Hıristiyan,Katolik Başkanlarınız Nerede?.Lanet olsun si... Devamı

Kılavuzu Karga Olanın

2009-01-15 11:48:00

Kılavuzu Karga olanın,yeri pislik olur. Lahey Adalet Divanı Birleşmiş Milletlerin hukuk mahkemesi  olan uluslarası adalet divanı, çıkacak karara önceden uymayı kabul eden ülkelerin getirdiği davalara bakar. Divan, her biri değişik ülkelerden gelen ve dokuz yıl süreyle görev yapan on beş yargıçtan oluşur. Bu mahkemeye gelen bütün ihtilaflar, oturuma katılmış yargıçların oy çokluğuyla karara bağlanır. Divan en az dokuz yargıcın katılmasıyla toplanır. Yargıçlar, Lahey dışında başka bir yerde de toplanabilirler. Lahey Adalet Divanı’na, küfür mahkemesi ismi verilmesi aslında daha uygundur. Bu mahkeme; Hollanda’ da bulunan Lahey şehrindedir. Devletler arasındaki ihtilaflar bu mahkemede, İslam’a zıd olan kanunlara göre çözülür. Birleşmiş Milletlere üye devletlerin bu mahkemenin hükümlerini kabul etme, bu hükümlere saygı gösterme ve ona muhakeme olma zorunluluğu vardır. Birleşmiş Milletler’in 94. maddesi şöyledir: Birleşmiş Milletlere bağlı olan her devletin, ihtilaflı herhangi bir meselede, temel nizamına üye olduğu Lahey adalet divanının hükmünü kabul edeceğine dair söz vermesi gerekir. Madde 93 şöyledir: Birleşmiş Milletler’e üye olan her devlet, üye olduğu için aynı zamanda Lahey adalet mahkemesinin temel nizamına da bir üyedir. Bu mahkemede verilen hükümler, kafir teşricilerin (kanun koyucuların) çoğunun heva ve hevesine göre verilir. Daha açık bir deyişle, bu mahkemede tayin edilen hakimlerden çoğu bir meselede hangi hükmü vermişlerse o hüküm kabul edilir ve uygulamaya sokulur. Bu konuda hiç kimsenin itiraz hakkı yoktur. Çünkü bu mahkemenin 60. maddesinde şöyle geçer: “Mahkemenin verdiği hük&... Devamı

Filistini Vuran Kim?

2009-01-03 15:31:00

FİLİSTİNİ VURAN İSLAM ÜLKELERİDİR   وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُمْ قُلْ إِنَّ هُدَى اللّهِ هُوَ الْهُدَى وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ أَهْوَاءهُم بَعْدَ الَّذِي جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّهِ مِن وَلِيٍّ وَلاَ نَصِيرٍ (BAKARA suresi 120. ayet)       Dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.       يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ (MÂİDE suresi 51. ayet)   Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez. İBN-İ TEYMİYYE  ve  İBN-İ TEYMİYE-7.Cilt >>>http://sites.google.com/.-vuran-islam-uelkeleridir ... Devamı

Allah'a İtaat Etmeyene İtaat Edilmez

2008-12-19 19:02:00

Allah'a İtaat Etmiyene,İtaat Edilmez (NİSA suresi 34. ayet) Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah’ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.   (NİSA suresi 59. ayet) Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah’a ve Resûl’e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. (NİSA suresi 64. ayet) Biz her peygamberi -Allah’ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi Allah’ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı. (NİSA suresi 69. ayet) Kim Allah’a ve Resûl’e itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır! (NİSA suresi 80. ayet) Kim Resûl’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. ... Devamı

Kadın ve İslam

2008-12-10 10:26:00

Kadın Tamamen Avrettirالحديث اسادس والعشرونعَنِ ابْنِ عُمَرَ رَضِي اللَّهُ عَنْهما عَنْ رَسول اللَّهِ صلّى اللَّه عليه وسلّم قَالَ :المَرْأَةُعَوْرَةٌ وَإِنْهَا إِذا خَرَجَتْ مِنْ بَيْتِهَا اسْتَشْرَ فَهَا الشَّيْطَانُ وَإِنَّهَالاَتَسْكُونُ أقْرَبَ إِلى اللَّهِ مِنْهَا فِي قَعْرِ بَيْتِهَا. Yirmi Altıncı Hadis.İbn-i Ömer’den(RA):[Kadının tümü avrettir.Muhakkak ki,kadın evinden çıkınca şeytan onu gözetir.Kadının Allah’a en yakın olduğu vakit,evinin derinliğine gömüldüğü vakittir.]İZAHI: (kadının tümü avre... Devamı

İslamın Kaynakları

2008-12-10 10:20:00

Altı Hadis KitabıPeygamber Efendimiz (s.a.v.)’in Hadis-i Şerifleri’nin büyük bir çoğunluğu “Kütübü Sitte” olarak bilinen altı hadis kitabındadır.Sahih-i Buhari. Yazarı: İmam Buhari, İslam aleminin en büyük muhaddisidir.(hadis alimidir.) Hicri 194-256 senelerinde yaşamış, babası İsmail Bin İbrahimdir. 16 yaşında iken iki büyük hadis kitabını ezberledi. İlmini Mekke’de tahsil etti. Daha 18 yaşında iken hadis ravileri ile ilgili hadis kitabı yazdı. 16 yıllık yaptığı çalışma ile “El-Cami’üs Sahih” adlı büyük hadis kitabını yazdı. “Sahih adlı kitabımı altı yüz bin hadisten seçtim. Yazdığım her hadis için iki rekat namaz kıldım.” diye söz eden ve kitabında 7275 sahih hadis bulunan, büyük kaynak kabul edilen Sahih-i Buhari adlı kitabın müellifidir.Sahih-i Müslim. Yazarı: İmam Müslim, Kur’an’ı Kerim ve Sahih-i Buhari’den sonra en değerli kaynak olan Sahih-i Müslim’in müellifidir. Hicaz, Mısır, Suriye, Irak, İran ve Türkistan’ı dolaşarak hadis topladı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in buyurduğu her sözü en sağlam kaynaklara dayanarak aldı, ezberledi ve kitabına yazdı.30.000 hadisi şerifi topladı ve inceledi. Kitabı Kütübü Sitte’nin 2. Olan hadisi şeriflere ve Allah’ın Rasülüne aşık olan büyük muhaddisimizdir.Sünen-i Tirmizi. Yazarı:İsa İbni Sevre Et-Tirmizi Asıl ismi İsa Bin Ebu Muhammed olan, Horasan, Hicaz ve Irak’ı baştan sona kadar dolaşarak hadis toplayıp, Kütübü Sitte’den Süneni Tirmizi’yi yazmış muhaddisimizdirSünen-i Ebu Davut. Yazarı: İmam-ı Ebu Davut, Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim’den sonra en büyük hadis kitabı sayılan Ebu Davut isimli eserin yazarı olan muhaddisimizdir. 888 miladi yılında Basra’da doğm... Devamı

Yahudi ve Musevilik Nedir?

2008-12-08 20:51:00

MUSEVİLİK            Musevîlik, kurucusu Musa'ya izafetle bu adı almıştır. Yahudi, İbrani, ve İsrail terimleriyle de Musevîlik kastedilir. Musevîliğin tek tanrıcılığın saf bir şekli olduğu söylenmekle beraber O, yalnız başına ne bir mezhep ne bir ırk, ne de modern bir millettir. Yahudiler dünyanın en eski tarihî, dinî cemaatini meydana getirmişlerdir. Dinler Tarihi'nde özel bir yeri bulunan Yahudilik, kutsal kitaplarında Ahd'e geniş yer ayırmasından dolayı bir Ahid dini olarak da telâkki edilmektedir.              Babil Sürgünü'nden sonra millî din haline getirilen Yahudilik, bir ırka tahsis edilmek suretiyle ilâhî dinlerden ayrı bir konumda ele alınmıştır. O'nu millî dinlerden ayıran bir başka özellik de, tek tanrı, vahiy, kutsal kitap ve peygamberlere inanç sistemi içinde değişik konumlarda da olsa yer almış bulunmasıdır. Gerçekte Dinler Tarihçileri Yahudiliğin bir millet, bir ırk veya bir din olup olmadığı konusunda görüş birliğine varmış değillerdir.Tevrat'a dayanarak kendilerini dünya milletleri arasından seçilmiş kavim olarak gören Yahudiler, Allah'ın Sina'da bu kavmi muhatap aldığını, Tevrat'ı Musa'nın şahsında onlara gönderdiğini iddia ederler.              Tahrip edilmeden önce Ahid Sandığı'nın da içinde bulunduğu Kudüs'teki Mabed, Yahudiliğin odak noktasını teşkil etmektedir. Yahudiliğin sembolleri arasında en önemli yeri Yedi Kollu Şamdan ile Altı Köşeli Yıldız işgal eder.              Sami olmayan dinlerden farklı olarak Musevîlik, vahiyle gelmiş bir dindir. Musevîlik, yalnız kendi ailesinin dinleri olan Hristiyanlık ve Müslümanlık'tan değil, vahye dayanmayan doğu dinlerinden, yani Ari ve Moğol di... Devamı

Irkçılık,Kavmiyetçilik

2008-11-11 10:18:00

mehmet selim polatIRKÇILIK ve KAVMİYETÇİLİKKavim ve kavmiyetçilik düşüncesi; dil, tarih, toprak ve ırk temeli üzerine bina edilmiştir. Bu söylenilen değerler vesilesiyle kavimlerin birbirleri arasında kavmiyetçilik bağı oluşur, din ve inançtan uzak olarak birbirlerine karşı dostluk ve sevgi gösterirler. Zira kavmiyetçilik düşüncesinde din ve inancın hiçbir önemi yoktur. Üstelik kavmiyetçilik düşüncesi, din ile devlet işlerini birbirinden ayıran kafir laik sistemleri yerlerinde sabit kılıcı bir düşüncedir. Düşüncelerini, inanç ve yaşantılarını kavmiyetçilik ilkesi üzerine bina eden ve birleştirenler için kavmiyetçilik, Allah (c.c)’tan başka ibadet ettikleri bir taguttur. Çünkü bu kimseler her türlü dostluk ve düşmanlığı, hak ve hukuku kavmiyetçilik temellerine dayandırırlar.Özetle kavmiyetçilik fikri, Allah (c.c)’ın haramını farz kılan, farz kıldığını haram kılan bir düşüncedirAllah (c.c) şöyle buyuruyor: “Ancak müminler kardeştir.” (Hucurat: 10)   Müminler dilleri, ırkları, toprakları, tarihleri ne olursa olsun birbirlerinin kardeşi ve dostudurlar. Allah (c.c)’ın şu ayetlerde buyurduğu gibi:“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır.”  (Tevbe: 71)                      “O küfredenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sanırlar?”  (Kehf: 102)Allah (c.c)’ın kafirleri dost edinmeyi yasak kılması, onlar kafir oldukları içindir. Bu sebeble aynı kavme tabi olmalarına rağmen kafir olan kimselere karşı düşmanlık göstermek ve dostluk göstermemek gerekir. Öyleki bu kimseler aynı aileden, aynı anne babadan olsalar bile… Kafir oldukları müddetçe onlara dostluk ve sevgi söz konusu olamaz. Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “Biz, müslümanlarla mücrimleri bir mi tutarız? Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?”  (Kalem: 35 )Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “Yoksa iman eden ve salih amel işleyenleri ye... Devamı

KADINLARIN İTAAT ETMESİ

2008-11-09 15:29:00

mehmet selim polat Devamı

GÜZEL ÖRNEK

2008-11-05 07:17:00

mehmet selim polat(AHZÂB suresi 21. ayet)لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًاAndolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir. Devamı

ON EMİR

2008-10-31 22:46:00

 (EN'ÂM suresi 151. ayet): قُلْ تَعَالَوْاْ أَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ أَلاَّ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَلاَ تَقْتُلُواْ أَوْلاَدَكُم مِّنْ إمْلاَقٍ نَّحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ وَلاَ تَقْرَبُواْ الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَلاَ تَقْتُلُواْ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ الل... Devamı

Kulluk bir ihtiyaçtır

2008-10-31 20:47:00

Allah, yaratılmışları, kendisine kulluk etsinler, yani kendisini bilsinler  gönülden bağlansınlar, sevsinler, ihlâslı olsunlar, herşeyi kendisi için yapsınlar diye yarattı. Bu nedenle kalbleri ancak O'nun zikriyle yatışır, gözleri âhirette O'nu görerek aydınlanır. Âhirette vereceği nimetler arasında, kul için O'nun cemâlini seyretmekten daha sevimli bir şey olmadığı gibi, dünya nimetleri içerisinde de îmandan daha büyük bir lütuf yoktur.     O'na ibadet etmeleri ve O'nu ilâh edinmeleri kendi ihtiyaçlarıdır. Onları yaratmak ve onlara ilâh olmakla çok büyük bir lütufda bulunmuştur. Bütün bunlar, onlar için ulaşılmak istenen yegâne gayedir. Ancak bu sayede harekete geçebilir, birşeyler yapabilirler. Bunlar olmadan ne kurtuluşa erebilirler, ne nimete ve ne de herhangi bir lezzete kavuşabilirler. Aksine:     «Kim Rabbinin zikrinden (Kur'ân'a ve O'nu anmaya) kaçarsa, onun için sıkıntılı bir hayat muhakkaktır, kıyamet günü de onu kör olarak hasredeceğiz» (20 Tâhâ 124).    İşte bu sebeble Allah'ın bağışlamayacağı tek suç kendisine şirk koşulmasıdır. Dilediği kimsenin şirk dışındaki günahlarım bağışlayabilir. İşte bu nedenle en güzel amel «La ilahe illallah», «La ilahe illallah» diyerek Allah'ı birlemek her şeyin başıdır.      Kelâmcıların kabul ettikleri gibi yaratıkların «evet Sen bizim Rabbimizsin» diyerek dille söylediği «Allah'ı Rab olarak birlemek» tek başına yeterli değildir. (Kelâmcıların kail olduğu «Allah'ı Rabb olarak birlemek» îman yönündendir. Kişinin, îman olarak Allah'ı bir tek kabul etmesi gerekir. Kişi önce Allah'tan başka ilâh yoktur diyerek ... Devamı

Yalnızca Allah'a kulluk

2008-10-31 20:42:00

Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun. Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur. Yalnızca O vardır ve hiçbir ortağı yoktur. Şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve Resulüdür. Salât ve selâm O'nun üzerine olsun.  Allah şöyle buyurur:    «De ki: Mülkün sahibi, varlığın Hâkimi olan Allah'ım, mülkü, hâkimiyyeti dilediğine verir, dilediğinden alırsın. Dilediğini güçlü kılar, dilediğini alçaltırsın» (3 Âl-i İmrân  26).    «Size ulaşan her nimet Allah'tandır. Başınıza bir darlık geldiğinde de yalnız O'na feryâd edersiniz» (16 Nahl   53).    «Allah seni bir darlıkla yoklayacak olsa, onu yine kendisinden başka kimse gideremez. Bir hayır verecek olsa, artık O'nun ihsanına da kimse engel olamaz» (6 En'âm 17).    «Ancak sana kulluk eder, ancak senden yardım isteriz» (1 Fatiha 4).     «Artık O'na kulluk et ve O'na dayan» (11 Had  123).    «Ancak O'na dayandım, dönüş yalnız O'nadır» (13 Ra'd  30.)    «Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı teşbih eder. Saltanat O'nun, hamd O'nundur. O herşeye kadirdir» (64 Teğâbun  1.)    «Bil ki: Allah'tan başka ilâh yoktur. Kendi günahına ve kadın -erkek bütün müminlerin günahına mağfiret dile» (47 Muhammed 19.)    «De ki: Ne dersiniz, Allah bana bir zarar vermek istese, o Allah'tan başka yalvardıklarınız mı O'nun verdiği bir sıkıntıyı giderecek; Allah benim için bir rahmet murad etse, onlar mı tutup önleyiverecekler» ( 39 Zümer   38.)     «De ki: Çağırın şu Allah'tan başka kendilerinden bir şeyler umduklarınızı, birşeyler var sandıkla... Devamı

iman-Amel İlişkisi

2008-10-31 20:01:00

       Mutlak olarak imanın, birtakım amelleri gerektirdiği konusunda Kur'anî deliller de Yüce Allah'ın şu buyruklarıdır:"Bizim ayetlerimize o kimseler iman eder ki, kendilerine bunlarla öğüt verildiğinde secdeye kapanırlar, Rablerini hamd ile tesbih ederler ve onlar büyüklük taslamazlar." (Sedce, 15)Görüldüğü gibi burada, böyle olmayanlardan iman nefyedilmektedir. Kendisine Kur'an-ı Kerîm ile öğüt verildiği takdirde Yüce Allah'ın birisine has kılmış olduğu secdeyi yerine getirmeyen kimse mü'minlerden olamaz. Beş vakit namazdaki secdeler ise, müslümanların ittifakıyla farzdır. Tilâvet secdesinde ise anlaşmazlık vardır. Tilâvet secdesini farz kabul edenlerin, bu ayet-i kerîmeyi delil gösterdikleri olur. Fakat bu meseleyi burada ayrıntılı olarak ele almamız mümkün değildir. Bu ayet-i kerîme, Yüce Allah'ın şu buyruğuna benzemektedir: "Mü'minler ancak Allah'a ve Rasûlüne iman eden, sonra da şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad eden kimselerdir." (Hucurât, 15)Yine Yüce Allah'ın şu buyruğu da buna benzemektedir: "Mü'minler ancak Allah anıldığı zaman kalpleri titreyenlerdir..." (Enfâl, 2) Yüce Allah'ın şu buyruğu da böyledir: "Mü'minler ancak o kimselerdir ki, onlar Allah'a ve Rasûlüne iman ederler. Aynı zamanda onlar herhangi bir iş için onunla bir arada iseler ondan izin almadıkça gitmezler..." (Nûr, 62)Yüce Allah'ın şu buyrukları da böyledir: "Allah seni affetmiştir. Şu (mazeretlerinde) doğru söyleyenler sana belli oluncaya ve sen yalancıları bilinceye kadar niçin onlara izin verdin? Allah'a ve âhiret gününe iman edenler, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmemek için senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini hakkıyla bilendir. Ancak Allah'a ve âhiret gününe iman etmeyen, kalbleri şüpheye düşüp de kendileri o şüpheleri içerisinde bocalayıp duran kimseler senden izin isterler." (Tevbe, 43-45)Bu ayet-i kerîme Yüce Allah'ın şu buyruğunu andırmaktadır: "Allah'a ve âhiret gününe inanan hiçbir topluluğun All... Devamı